|
Anekdotlar . .
|
03-07-2008 09:20 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Tevfik Fikret oldukça güzel resimlere de imza atmıştı.
Bir gün dostlarından biri neden resme değil de şiire ağırlık verdiğini sordu.
Fikret'in yanıtı oldukça netti:
- Kağıt, kalem daha ucuz, azizim!..
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:21 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Fenerbahçe Stadı ile Kızıltoprak arasında yer a1an Papazın Bağı, dönemin en ünlü gezinti yerlerinden biriydi. Aileden zengin olan Bahriyeli Davut Bey, burayı eş-dost uğrak yeri bir gazino gibi işletiyordu. Bu dostlardan biri de Ahmet Rasim'di tabii...
İri yarı, güçlü kuvvetli bir adam olan Davut Bey, hoşlanmadığı ya da içkinin dozunu kaçıran müşterilerini,
- Haydi bakalım, bugün anamın ölüm yıldönümü, başka içki yok, diye savardı başından.
Bir gece, yine böyle müşterilerden birini başından savmaya çalışırken adam çıkışıverdi, Ahmet Rasim'in masasını göstererek,
- İyi de, onlar niye içip duruyorlar öyleyse!
Bu sözü duyan yazar, masasından seslendi adama:
- Biz ailedeniz... Yas tutuyoruz...
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:23 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Neyzen Tevfik içki meclisinde ney çalarken birkaç kişi saygısızca konuşmalarını sürdürdüler. Neyzen ney çalmayı bırakıp şu taşlamayı söyledi:
Sanma ciddiyet ile sarfederim sanatımı
Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir.
Bezmi meyde süfehanın saza meftun oluşu
Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir.
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:24 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Şair Hevai, Sahafiar çarşısı'nda mürekkep sattığı için 'Mürekkepçi Memi' lakabıyla tanınırdı. Şair Zati ise ihtiyarlığında onun dükkamnın kenarında remil açar, muska yazar, gelip geçenlere uygun beyitler söyleyerek geçimini sağlardı.
Tabii, kendisine gereken mürekkebi de Memi'nin dükkamndan, bedava sayılabilecek bir fiyatla alırdı. Memi bir şey demiyordu ama pek de hoşuna gitmiyordu bu durum. Günün birinde Zati yine elinde hokkasıyla dükkandan içeri girdi.
Memi hiç aralı olmadı. Tam o sırada yeni yetme civan bir beyzade girince Memi yerinden fırladı hemen:
- Aman efendim, şeref verdiniz sultamm.
Daha bir sürü övücü söz sıraladı. Delikanlı oldukça mahcup bir tonda:
- Mürekkep rica edecektim efendim, deyince de Memi büyük bir özenle yakIaştı delikanlıya:
- Hokka-i şerifi lütfediniz sultamm...
Bilindiği gibi o dönemde mürekkep kavanozlarda bekIetiIir ve kavanozun dibi tortulandığından, müşteriye kepçeyle, iyice bir karıştırıldıktan sonra istediği kadar verilirdi.
Memi, delikanIıya yaranmak için kepçeyi dibe daldırıp en koyu yerinden doldurdu hokkayı.
Kepçe elindeyken Zati'yi de başından savmak istedi.
- Şair eskisi, ver bakalım hokkanı.
Zati'nin hokkasına ise kavanozun yüzeyindeki duru kısımdan koydu mürekkebi.
Zati çok kızdı bu davramşa ve doğaçlama şu beyti söyledi:
Be mürekkepçi Memi bilmem bu çocuk senin nen olur
Ona döndün koyu verdin, bana döndün duru verdin.
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:25 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Hakkında yazdığı bir yazıdan dolayı Melih Cevdet Anday'ın Nurullah Ataç'la arasında sert bir tartışma geçtiği söylenir. Hatta Anday'ın Ataç'ı dövdüğü ileri sürülür. Bu olayın ardından dönemin şairlerinden biri bir toplantıda "Anday, Ataç'ı eşek sudan gelinceye kadar dövdü" deyince, Ataç'a iletirler bunu. Ataç ise "Evet öyle bir olay oldu ama o arkadaş sudan gelmemişti daha" der.
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:26 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Bernard Shaw, bir dostunun evine yemeğe gitmişti. Yemek sırasında bir viyolanselist küçük bir konser vermişti. Konserin sonunda ev sahibesi viyolenselisti nasıl bulduğunu sordu Shaw'a.
Shaw,
- Bana Paderevski'yi anımsattı; dedi.
Kadın şaşırdı:
- Ama Paderevski vıyolonselist değil ki!..
Shaw'ın yanıtı oldukça kısaydı:
- Bu da öyle...
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:27 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Dağlarca'nın gittiği yedi ayn meyhane vardı ve her gün birine gidiyordu. Neden böyle yaptığını soranlara,
- Çok basit, dedi Dağlarca. Her gün birine gidiyorum; her meyhaneye haftada bir sıra geliyor. Böylelikle her gittiğim meyhanede 'ne tonton ihtiyar, haftada bir geliyor, efendi efendi içkisini içip gidiyor' diyorlar.
Ama her gün aynı meyhaneye gitsem, 'Şu adama bak, yaşından başından da utanmıyor. Her akşam şişenin başında' diyecekler. '.
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:28 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Yıl 1927… Ankara, Anafartalar Cadde’sinde İsmail Müştak, Ahmet Rasim’i görür.
- Aman efendim, demek buralardasınız. Nasılsınız, bir emriniz var mı?
Yaşamının son yıllarında işsiz ve sıkıntıda olan Ahmet Rasim;
- Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil de yuvarlak yapılması yüzünden buralara kadar geldim işte... der.
Bu sözlerden İsmail Müştak'ın bir anlam çıkaramadığını sezince de sürdürür konuşmasını:
- Fırından bir erkek alayım dedim, elimden düşüp yuvarlanmaya başladı. Ben de yetişmek için ta buralara kadar koştum peşinden. Şaşkın şaşkın onu arıyorum şimdi.
İsmail Müştak bu olayı o gece Çankaya'da Atatürk'e anlatınca,
- Yarım yüzyıl Türk kültürüne hizmet eden bir yoksul zat, sana Ankara'da ekmek aradığını söylediği halde neden hangi otelde kaldığını sormadın, neden yardım etmedin, der Atatürk.
O gece Atatürk'ün emriyle bütün oteller aranır ve Çankaya'dan gelen araba Ahmet Rasim'i köşke götürür. Atatürk karşılar Rasim Bey'i ve sofrada yanına oturtur. Bir ara ona,
- Boş bulunan İstanbul milletvekilliğini lütfen kabul eder misiniz? diye sorar.
Ahmet Rasim'in ise ağzından şu sözcükler dökülür:
-Şimdi anladım, ekmek gerçekten aslanın ağzındaymış
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:29 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Halide Nusret Zorlutuna yeni hizmetçisinden şikayet ediyordu: .
- Öyle ters, öyle aksi şey ki... Suratından düşen bin parça...
Şükufe Nihal: ,
- Yine iyi, dedi. Bizimkinin elinden düşen bin parça!..
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |
03-07-2008 09:30 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
|
Cvp: Anekdotlar . .
Yahya Kemal, bir doktorla görüşüyordu. Şairin sağlığıyla yakından ilgilenen doktor,
- Üstad, sağlığınızdan bir şikayetiniz var mı? diye sordu.
Şair,
- Çok şükür hayır, dedi. Yalnız biraz şişmanladım zannederim...
Bunun üzerine Yahya Kemal'e kilo vermesi için meyve rejimi yapmasını önerdi doktor.
Yahya Kemal bir an düşündü. Ardından sorma gereğini duydu:
- Peki meyveyi yemekten önce mi, yoksa sonra mı yiyeceğim?
|
|
|
|
|
Teşekkür Edenler |
|
 |