Kullanıcı Adı:
Şifre:

Bu Konuyu Görüntüleyenler
 1 Misafir

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (23): « İlk < Önceki 18 19 20 21 [22] 23 Sonraki > En Son »
Anekdotlar . .
03-07-2008 09:56 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #211
Cvp: Anekdotlar . .

Karga akıllı bir hayvandır... Ama unutkan... Unutkan olduğu için sakladığı tohumların yerini hatırlayamaz ve düşünür. Ben bir dalda düşünen karga gördüğümde, onun sakladığı meşe palamudunun yerini unuttuğunu anlarım. Sağ ayağıyla kafasını kaşır, hatırlayamaz. Evrendeki müthiş tasarımın, akıl almaz katrilyonca gizeminden sadece birisidir bu. Eğer akıllı karga unutkan olmasaydı, bu ormanlar, bu meşelikler, bu alıç ağaçları, yalçın kayalıkların tepesinde gördüğünüz o incir ağaçları olmayacaktı. Ama insan karga kadar da olamaz. Karganın ektiği ormanlık alanın ise yakılıp-ekilip, üzerine çirkin kooperatif evleri yapılamsına göz yumar... Bir hesaba göre karga yılda yüz bin ağaç tohumu gömer. Sonra yerini unutur. Unutunca canı sıkılır. Ve yüksek kayalıklara çıkıp etrafına bakar ki hatırlasın. O sırada kakasını yapar. İşte size doğanın katrilyonca gizeminden bir tanesi daha; bir de bakarsınız ki yalçın kayalıklarda incir ağaçları. Karga sakladığı tohumun yerini unutunca aramaya başlar. Ararken eşelediği toprakta, ağaç kabuklarında, dalların arasında rastladığı zararlıları yiyerek temizler, ormanlık alanların temizlenmesini, sağlıklı olmasını, ormanın genişlemesini sağlar bir çeşit. Kısacası: Karganın da, unutkanlığının da, kakasının da bir hikmeti vardır. Ama biz daha çok insanoğlunun basiretsizliğinin, akılsızlığının, kötü niyetinin cezasını çekeriz. Karga kadar olamaz insan...

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 09:57 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #212
Cvp: Anekdotlar . .

Bir gün trenle seyahat eden birisi tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın yanına oturmuş Bir süre sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden henüz çıkmış bir mahkum olduğunu açıklamış. Mahkumiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne ziyaretine gelmişler, ne de bir mektup yollamışlar. Ama fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye rağmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş. Ailesinin işini kolaylaştırmak için, kendilerine mektup yazıp tren kasabnın eteklerindeki çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma ağacına beyaz bir kurdela bağlayacaklarmış. Eğer kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç bir şey yapmayacaklar, o da trende kalıp Batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış. Tren, kasabasına yaklaşırken heyecanı o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer değiştirip onun yerine elma ağacına bakacağını söylemiş. Bir dakika sonra elini genç mahkumun koluna koymuş. “Şuraya bak” demiş. Göz pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. “Her şey yolunda, bütün ağaç bembeyaz kurdelelerle bezenmiş”O anda bir ömrü zehirleyen tüm acılar, adeta, birden dağılmış, kaybolmuş. “Affetmezseniz sevemezsiniz. Sevgisiz hayat da anlamsızdır”  

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 09:58 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #213
Cvp: Anekdotlar . .

Birgün Talih ile Akıl şiddetle kavgaya giriştiler. Kavganın bir tek sebebi vardı. Her ikisi de dünyanın kendi sayesinde ilerlediğini, geliştiğini söylüyordu. Karşılıklı olarak bir sürü kanıt ileri sürdüler, bir sürü olay anlattılar. Ama ikisi de diğerini ikna edemedi. Sonunda Talih'in aklına bir fikir geldi. Bir şehre gittiler, şehir meydanında başıboş dolaşan garip bir eşek gördüler. Talih Akıl'a: "Şimdi göreceksin" dedi ve eşeğin kafasına girdi. Biraz sonra yoldan geçen bir adam eşeğe baktı baktı ve... "Bu eşek bana kutsal eşeği hatırlattı" dedi. Onun bu sözünü duyan bir başka adam, "Hani İsa Peygamber'i taşıyan bir eşek vardı, bu ona çok benziyor" dedi. Çok fazla geçmemişti ki, eşeğin başına bir sürü insan toplandı. Her biri ayrı bir söz söylüyor, yeni bir fikir ortaya atıyordu. Eşeğin kutsal olduğunda birleşiyorlardı, ama her biri kutsallığının derecesi hakkında değişik bir görüş ileri sürüyordu. Bu konuda uzlaşamadılarsa da, sonunda eşeğin "büyüklüğü" konusunda fikir birliğine vardılar. Biri yeni bir öneride bulundu: "Benim samanlığım tıka basa dolu. Oraya götürelim istediği kadar yesin." Bir başkası ona karşı çıktı: "Böyle bir eşek samanlığa götürülür mü, ben ona kendi evimi vereceğim, rahat rahat otursun." Bir başkası ikisine de kızdı: "Olur mu kardeşim, hemen valiye gidelim, söyleyelim, onun sarayı bu eşeğe verilsin..." Biraz daha tartıştılar ve hem samanlığı hem evi eşeğe vermeye ve hem de validen sarayını istemeye karar verdiler. Onlar bu şekilde hararetli hararetli tartışmaya devam ederken Talih usulca eşeğin kafasından çıktı, bir kenarda olup bitenleri izleyen Akıl'ın yanına geldi. "Gördün mü" dedi, "Basit bir eşeğin kafasına girdim ve onu dünyada olabilecek en talihli eşek haline getirdim. Sen böyle bir şey yapabilir misin?" "Haklısın" dedi Akıl, "Asla böyle bir şey yapamam, çünkü bir eşeğin kafasına girmeyi asla düşünemem. Ben sadece hakeden ve beni iyi kullanacak olanların kafasına girerim."  

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 09:59 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #214
Cvp: Anekdotlar . .

Bir gün küçük bir sinek vızıltısı bir anda adeta tüm ormanın o derin sesizliğini bozmaya yetmiş, herkesi derin düşünce ve planlar yapmaya itmişti. Nasıl mı? Nehirde kendi halinde yüzmekte olan somon balığı yukarı doğru baktığında nehrin tam üzerinde uçup duran sineği görür ve kendi kendine şöyle düşünür. “ Eğer bu sinek biraz daha alçaktan uçarsa hemen yukarı doğru sıçrar ve kolayca onu yakalayıp yiyebilirim.” Nehir kıyısında duran bir ayı ise aynı sineği görmüştür ve kendi kendine şöyle düşünmektedir: “Eğer bu sinek biraz daha alçaktan uçarsa, nehirdeki somon balıklarından biri onu yakalamak için yukarı doğru sıçradığında, o balığı yakalayıp yiyebilirim.” Nehrin biraz yukarısıda tepecik üzerinde saklanmakta olan bir avcı ise aynı sineği görmüştür şöyle düşünmektedir. “Eğer bu sinek biraz daha alçaktan uçarsa, nehirdeki somon balıklarından biri o balığı yakalamak için ortaya çıkar ve nehre atılır, ben de kolayca onu vurarak avımı tamamlayabilirim.”Avcının saklandığı tepeciklerin üzerinde olan bir fare ise aynı sineği görmüştür ve kendi kendine şöyle düşünmektedir: “Eğer bu sinek biraz daha alçaktan uçarsa, nehirdeki somon balıklarından biri onu yakalamk için yukarı doğru sıçradığında, bu ormandaki ayılardan biri o balığı yakalamak için ortaya çıkar ve nehre atılır; böylece avcı da onu vurmak için hızla yerinden fırladığında cebindeki şu nefis sandöviç yere düşer ve bende bugünlük yemeğimi çıkarmış olurum.” Farenin biraz üzerindeki kayalıktaki kedi de aynı sineği görmüştür ve şöyle düşünmektedir. “Eğer bu sinek biraz daha alçaktan uçarsa, nehirdeki somon balıklarından biri onu yakalamak için yukarı doğru sıçradığında, bu ormandaki ayılardan biri o balığı yakalamak için ortaya çıkar ve nehre atılır; böylece avcıda onu vurmak için hızla yerinden fırladığında cebindeki şu nefis sandöviç yere düşer ve onun arakasındaki fare tam o sandöviçi yemekle megulken ben de onu yakalar ve bugünlük yemeğimi çıkarmış olurum.” Tam o sırada sinek alçalır ve nehre daha yakın uçamaya başlar. Nehirdeki somon balığı onu yakalamak için yıkarı doğru sıçrar ve nehrin yakında olan ve çoktan beri sineği izleyen ayı o balığı yakalamak için ortaya çıkar, nehre atılır; böylece onu gören avcıda onu vurur. Avcının cebinceki nefis sandöviç yere düşer ve avcının arkasındaki fare o sandöviçi yemek üzere ortaya çıkar; kedi fareyi yakalamak üzere onun üstüne atlar... Fakat o da ne? Kedi fareyi ıskalar ve nehre düşer.

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:00 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #215
Cvp: Anekdotlar . .

Biz, “Kahve” ile 16. yüzyılın ortalarında tanışıyoruz. Bu zamana kadar kahvenin adı bile bilinmiyordu. Kahve, ilk defa İstanbul’da kullanılmaya başlanılmış. Bunun için de muhtelif kaynaklar üç ayrı tarih gösteriyor. 1554, 1555 ve 1561. Rivayete göre iki Suriyeli ilk kahveyi İstanbul’a getirmiş ve birer kahvehane açmışlar. Sonradan bunu başka kahvehaneler takip etmiş, kahvehaneler çoğalmış.
İlk açılan kahvehaneler İstanbul’da okur yazarların, devrin kibarlarının ve münevverlerinin devam ettiği birer kültür merkezi halindeydi. Buralarda kahve içilir, satranç, tavla oynanır ve sohbet edilirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinin kahvehaneleri adeta birer sanat kulübü halindeydi…
Her zaman ve her yenilikte olduğu gibi, kahvehanelerin gördüğü bu rağbet, “yobaz” sınıfının dikkatini çekti ve onları itiraza sevketti. Kahvenin haram olduğunu yaymaya ve millete telkine başladılar. Her ne kadar bu telkinler halk arasında itibar bulmasa, kahve alışkanlığından vazgeçilmese de, 3. Sultan Murat’ı etkilediler, onun zamanında bir ara kahvehaneler kapatıldı ve ahaliye kahve yasağı konuldu. Her yasaklama olduğu gibi insanların kahveye rağbetini iyice artırdı. Ahali gizli gizli kahve içmeye devam etti, gözden uzak yerlerde kahvehaneler faaliyetlerini yine gizli gizli devam ettirdi ve müşteri buldu…
Bu arada ulema da kahve tiryakisi olmuştu… Halk için yasaklanan kahve, ulema takımı isteyince fetva çıkarıldı, “kahve helaldir” denildi ve kahve serbest bırakıldı. Bir daha da bizden hiç ayrılmadı . .

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:02 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #216
Cvp: Anekdotlar . .

Martin Seligman üç ayrı grup köpek ile laboratuvarda bir çalışma yapmıştı. Birinci grup köpekler kaçmaya eğitilmiş köpekler, ikinci grup çaresiz köpekler, üçüncü grupda kontrol grubu köpekler olarak ayrılmıştır. Bu üç grup köpeğe de aynı sayıda elektrik şoku uygulanmıştır. Birinci grup olan kaçmaya eğitilmiş köpekler şok verilirken serbest bırakılmışlardır. Bu gruptaki köpekler belli bir şoktan sonra kaçıp kurtulabilmişlerdir.
İkinci grupdaki çaresiz köpekler ise bulundukları alanda kaçamayacakları şekilde tutulmuş ve elektrik şoklarının hepsine maruz bırakılmışlardır. Üçüncü grup kontrol köpekleri ise bulundukları kutu içinde bir uyarıcı (ışık) verilerek şok geldiğinde bir mandala basarak şoku durdurmaları öğretilmiştir. Daha sonra her grup köpeğe, köpekleri hiçbir şekilde tutmadan serbest olarak bırakıp elektrik şoku verilmiştir. Sonuç olarak birinci grup kaçmaya eğitilmiş köpekler kaçarak kendilerini şoktan kurtarmışlardır. Üçüncü kontrol grubu köpeklerde mandala basarak gene şokdan kurtulmuşlardır. Fakat ikinci grup çaresiz köpeklerin büyük çoğunluğu kaçma imkanları olduğu halde kaçmayıp şoka maruz kalmışlardır. . .

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:03 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #217
Cvp: Anekdotlar . .

Amerika'da bir supermarkette, müşteri yarım kivi satın almak istiyor.
Tezgahtar bunun mümkün olmadığını söylüyor. Kavga çıkıyor. Tezgahtar koşa koşa müdüre çıkıyor:
" Efendim, hayvanın biri yarım kivi almak istiyor " der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün !!
Müşteri arkasından gelmiş, ensesinde duruyor...
Tezgahtar hemen müşteriyi işaret ediyor:
" Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim.. . "

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:04 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #218
Cvp: Anekdotlar . .

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10 dolardan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10 dolardan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20 dolar vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25 dolara çıkarmış. Ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. Bunun üzerine adam fiyatı 50 dolara çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; Şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35 dolardan satayım, siz de adam gelince ona 50 dolardan satarsınız. Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar.
Sonra mı? Sonra ne adamı ne de yardımcısını bir daha gören olmamış.

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:05 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #219
Cvp: Anekdotlar . .

Bir heykeltraş, işleyip heykel yapmak üzere mermer satın almak istiyordu. Mermercinin bahçesinde dolaşırken köşeye atılmış bir kaya parçasına gözü ilişti. “Bu mermer parçasının fiyatı nedir?” diye sordu mermerciye. “Bedava. Eğer işine gerçekten yarayacağını düşünüyorsan para vermeden götürebilirsin...” Heykeltıraş şaşkın bir ifadeyle: “Neden bedavaya veriyorsun bunu?” diye sordu. “Çünkü şekli bozuk. Kimse satın almak istemiyor ve bahçemi işgal etmekten başka bir işe yaramıyor. Alıp götürürsen, beni ancak mutlu edersin.” cevabını verdi mermerci.
Birkaç ay sonra heykeltıraş mermercinin dükkanına elinde bir kutuyla girdi, kutuyu mermerciye uzattı. Mermerci ne olduğunu anlamadan kutuyu açtı. Elinde bir şaheser duruyordu. “Eminim bu sanat eseri için çok para isteyeceksin... Onu neden bana getirdin. Biliyorsun, ben sadece mermer taşı satarım...”
“Yoo, hayır...”diye yanıtladı sanatkar.
“Bu sana bir hediye. Çünkü bu taş senin...” “Nasıl yani?” dedi mermerci.
“Hatırlamıyor musun? Buraya dört ay önce gelmiştim. Bana bahçenin köşesinde duran bir taş parçasını vermiştin.” “E...evet o heykeltıraş sendin, hatırladım...”
“İşte bu heykeli bana verdiğin taştan yaptım...” Mermerci o gün söylediği sözleri hatırlayıp, utandı: “Allah’ım! Bu harika heykelin o çirkin taştan çıkabileceğine kim inanabilir ki?”

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-07-2008 10:06 PM
Gorkem
Kıdemli Üye
*
Kayıtlı

Mesajlar: 415
Grup: Kayıtlı
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı Karma Puanı: 300
Açtigi Toplam Konu: 74
Teşekkür Etti 0
0 Mesajında 0 Teşekkür Aldı
Mesaj: #220
Cvp: Anekdotlar . .

Temel, Amerikaya’ya gitmiş. Birgün mağazanın vitrininde "Evlenme Bürosu-Kendi eşini kendin seç-Sadece 100 Dolar" yazısını görmüş. Merak edip içeriye girmiş. 100 Dolar verip gerekli işlemleri yaptırmış. Temel’e iki anahtar vermişler, şu kapıdan gir koridorun sonunda iki kapı göreceksin birini tercih et, demişler. Temel denileni yapmış. Karşısına çıkan kapıların birinde "Güzel kızlar" diğerinde "Çirkin kızlar" yazılıymış. Tabii ki güzelbir kı olacak demiş o kapıyı açmış. Yine bir koridor, yine iki kapı; bu defa kapıya da, "İyi ev işi bilen kızlar" diğerinde "Sokaktan eve girmeyen kızlar" yazılı.
Elbette "İyi iş bilecek" diyerek o kapıyı tercih ediyor. Tekrar bir koridor ve sonunda yine iki kapı; birinde "Zengin kızlar" diğerinde "Fakir kızlar" bizimki tabii ki hem güzel olacak, hem işibilecek hem de zengin olacak diyerek o kapıyı açıyor. Bu defa çok uzun ve karanlık bir koridordan geçerek çok aydınlık ve çokbüyük bir duvar ile karşılaşıyor. Duvar boydan boya bir ayna ile kaplı ve üzerinde şöyle yazıyor:
"Sizin kadar iddialı bir insan işe önce aynada kendine bakmakla başlamalıdır!"

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (23): « İlk < Önceki 18 19 20 21 [22] 23 Sonraki > En Son »



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:


DEMİRYOLCU | KEYİFLİMEKANBLOG | Forum Arescom | Sinema İzle | Film İzle | İzlesene | Siteni Ekle
PageRank Checking Icon