|
Anekdotlar . .
|
03-07-2008 10:07 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Anadolu'yu köy köy dolaşan müfettiş bir arkadaşımın şahit olduğu olaydır...
Arkadaşım Denizli'nin köylerinden birine hurda bir minibüsle gitmektedir. Minibüste yayla köylerine giden köylüler vardır. Köylülerden bir ileride yol kenarında otlayan keçi yavrularını göstererek şoföre seslenir. "Oğlakların yanında indirivere".
Şoför vitesi küçültür tam duracakken motor sesinden ürken keçi yavruları yol boyunca koşmaya başlarlar. Şoför de hızını yeniden artırıp oğlakların peşine düşer. Araba ile Oğlaklar arasında müthiş bir kovalamaca başlar. Yaklaşık 2 kilometre sonra oğlaklar yorulur ve durur. Şoför de durup kapıyı açar. Köylü hiçbir şey söylemeden minibüsten iner.
Doğu'da devlet hastanelerinden birinde mecburi hizmetini yapan bir doktorun başından geçer olay. Doktorumuz jinekologdur. Bir gün içeri bir kadın ve kocası gelir. Adam "- Karımın bir şikayeti var!" deyip çıkar dışarı...
Doktor kadına uzanmasını söyler ve normal muayenesini yapar. Muayene bittikten sonra da hastanın SSK'li olduğunu düşünerek sevk kağıdının olup olmadığını sorar ve "- Sevk aldın mi?" der.
"- Acuuk" diye cevap verir kadın...
Kartal Devlet Hastanesi'ne gece nöbetinde bir çocuk getirilir. Yapılan tetkiklerden sonra çocuğun ayağının burkulduğu anlaşılır. Hekimimiz babayı içeri çağırır ve "- Çocuğa Voltaren pomat yazıyorum. Günde üç kere yedire, yedire sürün!" der.
Aradan bir hafta geçmiştir ki aynı adam ve aynı çocuk bir kez daha gelirler hastaneye. Çocuğun ayağı davul gibi şişmiştir, süratı da morluklar içindedir. "Doktor bey!" der, "bu çocuğun ayağı kırık." Doktor hayretler içinde kalmıştır. Ayağın kırık olmadığını bilmektedir. Merakla sorar "Peki verdiğim merhemi ne yaptınız?"
"- Valla doktor sizin dediğunuz gibi günde üç öğün ekmeğin üstüne sürdük yedirdik, sürdük yedirdik. Yemek istemedi ama düve düve yidirdik. Gine de inmedi şişliği... Naapsak bilmiyorum artık..."
GANİ MÜJDE
|
|
|
|
 |
03-07-2008 10:08 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Çetebaşı Zhi'ya çetesindeki haydutlar sormuş: "Haydutlara da erdem gerekli midir?"
"Elbette!" diye yanıt vermiş Zhi. "Erdemleri olmasa ne yapar haydut? Sezgisi ona neyin nerede gizli olduğunu gözterir: Bu onun bilgeliğidir! İçeri girmeyi bilmesi gerekir: Bu onun cesaretidir! Sonra çıkmasını bilmesi gerekir: Bu onun sorumluluk duygusudur! Olur mu - olmaz mı, karar vermesi gerekir: Bu onun ustalığıdır! Ganimeti paylaştırmayı bilmesi gerekir: Bu onun adaletidir! Bu beş erdemi taşımayan kişi, yaşamı boyunca büyük bir haydut olamaz."
Gördün mü işte, eski bilgelerin kurdukları erdem ilkeleri iyi insana iyiliği için ne kadar gerekliyse, haydutbaşı Zhi'ya da sanatını icra edebilmesi için aynı vazgeçilmezlikle gerekli. Yalnız küçük bir ayrıntı daha var: Dünyada iyilerin sayısı az, kötülerin sayısı çok. Bu yüzden de eski bilgelerin dünyaya yararı küçük olmuş hep, zararı büyük!...
|
|
|
|
 |
03-07-2008 10:09 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Hasat zamanıydı. Çiftçi bir ailenin tüm fertleri büyük bir tarladaki buğday demetlerini arabalara yüklüyorlardı. Aile fertleri, aralarında güzel bir iş bölümü yapmışlardı. Herkesin işi başka başkaydı.
Evin annesi, orakçıların hendek kıyısında biçemedikleri başakları toplarken, küçük bir ağacın dalları arasında bir salkım üzüm gördü.
“Oh, bu kavurucu sıcakta bu bir salkım üzüm ne iyi gider” diyerek, salkımı kopardı. Tam yemek üzereydi ki, gözü az ilerisinde, demetleri arabaya yükleyen kocasına takıldı.
“Onun bu üzümlere benden daha fazla ihtiyacı var. Sabahtan beri en çok o çalışıyor” diyerek üzüm salkımını kocasına götürüp verdi.
Adam, bu beklenmedik ikrama çok sevindi. Tam üzümleri iştahla yemek üzereydi ki, buğdayları tırmıklayan küçük kızını gördü ve:
“Küçük kızım ne kadar da zayıfmış” dedi. “Bu üzümleri götürüp ona vereyim.”
Küçük kız, babasının ikram ettiği üzümleri sevinçle aldı ama tam yemek üzereydi ki, o da, başakların deste deste yüklendiği arabanın üzerindeki ağabeyini gördü.
“Zavallı ağabeyim, güneşin altında saatlerdir çalışıyor. Dili damağı kurumuş, birbirine yapışmıştır. En iyisi, bu üzümleri götürüp ona vereyim” dedi.
Delikanlı, küçük kardeşinin kendisine uzattığı üzüm salkımını neşe ile aldı. Tam yiyecekti ki, o da, hendek kenarında iki büklüm çalışan annesini gördü.
“Anneciğim ne kadar da yorulmuş. Ben iyisi mi bu salkım üzümü ona vereyim o yesin” dedi ve üzümü annesine götürdü.
Evin annesi, üzüm salkımının dönüp dolaşıp kendisine geri geldiğini görünce, olanları hissetti ve kendisine böyle sevgi dolu yüreğe sahip şefkatli aile bahşettiği için Allah’a şükretti. Ve bütün ailelerin kendileri gibi mutlu olmaları temennisinde bulundu.
Fransız Halk Hikayesi
|
|
|
|
 |
03-07-2008 10:10 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Saliha bir kadının,münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın " Bismillahirrahmanirrahim " diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası, onun bu haline kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için Allah'a dua ederdi.
Bir gün, kadının kocası iyice öfkelenmişti.. Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine :
" Şuna bir oyun çevireyim de görsün ; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak ? " diye söylenip duruyordu.Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı, artık bütün çirkinliğiyle, içinde dolup taşmıştı.
Hanımını çağırdı,ona bir kese altın vererek :
- Bunu iyi sakla !!!
diye tenbih etti. Kadında kocasının emri üzerine hemen gitti, besmeleyi çekerek keseyi iyice sakladı. Bu arada kocası da onu gizlice takip ediyordu. Sonra karısının haberi olmadan keseyi, karısının sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak, keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden karısını çağırdı ve :
- Sana verdiğim bir kese altını hemen getir.
dedi. Kadın koştu ; keseyi sakladığı yere, " Bismillahirrahmanirrahim " diyerek elini uzattı. Tam o anda, Allahu Tealanın emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın kesenin neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok şaşırdı ve karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı. Sonra karısına ;
- Sana çok zulmettim, çok canını yaktım, beni affet.
diye yalvarmaya başladı.Allah'a tövbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi ;
- Ya Rabbi ! Bana dünyam ve ahiretim için hayırlı, Saliha bir kadını eş olarak verdiğin için,sana hakkıyla şükretmekten acizdim, beni affet Allah'ım...
O saliha kadın ise ;
- Ya Rabbi ! Sana şükürler olsun ki, duamı kabul edip kocamı salihlerden eyledin, diye dua ediyordu.
Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur. Büyükler demişler ki ; " Sabrın kendisi acıdır, lakin meyvesi tatlıdır."
|
|
|
|
 |
03-07-2008 10:11 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
- Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
- Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu.
|
|
|
|
 |
04-07-2008 05:57 PM |
|
Gorkem
Kıdemli Üye

Üye No: 13061
Mesajlar: 415
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 300
Cinsiyet:
Nereden:
Açtigi Toplam Konu: 74
|
Cvp: Anekdotlar . .
Dağlarca, Kadıköy'de kahve de otururken 30-35 yaşlarında biri yaklaştı yanına. Elindeki şiir kitabını Dağlarca'ya imzalarken gururla,
- Üstadım, dedi. 10 yıl önce şiirlerim için bunları denize at, demiştiniz ...
Bir şeyler daha söyle yecekti ama olanak vermedi Dağlarca.
- İyi de oğlum, dedi. O zaman deniz kirliliği diye bir sorun yoktu ki! ..
|
|
|
|
 |
29-10-2008 02:06 PM |
|
ercank
KUSHIMOTA

Üye No: 16960
Mesajlar: 2,563
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 4910
Cinsiyet: Male
Nereden: Ne Yerde Ne Gökte
Açtigi Toplam Konu: 812
|
Cvp: Anekdotlar . .
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız?
Filozof : Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım
Sevgi Paylaştıkça Çoğalır, Saygı Sizde Varsa Karşılık Bulur.
Masalınızın güzel bitmesini istiyorsanız sevin...
''Mutsuzlar''
''Ayırıldılar''
Değil,
Önsözü ''Sevgi''
Son sözü ''Tutku''olsun...
Şifrelendin içime...
Herşey kötü gidebilir...
Herkes bizi üzebilir...
Kalbimiz kırılmış,
İçimiz ezilmiş olsa da...
Çok fazla hata yapmış olsak da...
Umudumuz bitmedikçe herşey çok güzel olacak demektir.

|
|
|
|
 |